Teknoloji
Şimdi Okunuyor
Bilime Odaklı Toplumlar
0

Teknoloji ile can ciğer kuzu sarması yaşadığımız şu dünyada, olaylar karşısında duygularımızın niteliğini ve yoğunluğunu asıl belirleyen; olayların kendilerinden çok, kişinin onlara yüklediği anlam haline gelmeye başladı. Neredeyse tüm yaşamların, yaşamlardaki başarıların, kazanımların, zenginliklerin, sofraların, ”bak ben daha çok para harcıyorum”ların sere serpe sergilendiği bu ortamda; insanın yaşamında hemen hemen neredeyse başarısızlık hiç yok gibi.

Dijital dünyada mahremiyetin bir anlamı kalmadığı gibi, mahremiyetin içindeki ”değerli olma kaygısı” da ”başarılı olmalıyım” kaynağından sürekli besleniyor.

Yani kişinin – kişilik ve karakterinin de ölçüldüğü – yaşam borsasında hisse değerleri hep üst sıralarda olmalı gibi bir olgu var artık hayatımızda.

Böyle bir durumda birey kendini bir kıyaslama döngüsünün içinde buluyor.

Birey en çok kendisi ile yarış halinde olduğunu hissettiğinden; herhangi bir duyguya, herhangi bir olaya, herhangi bir bilgi veya farkındalığa psikolojik bir risk ya da tehdit anlamı yüklüyorsa, kendisini korkutuyor; kişiliğine bir risk ya da tehdit anlamı yakıştırıp kaygılanmaya başlıyor.

Bilim üretmek gibi bir kaygısı olmayan birey daha çok kendi yaşamında değerli olup olmadığına odaklanıyor.  Tabi ki bu duygu durumunun; toplumların teknolojiden, bilimden ve gelişimden geri kalma gibi bir faturası illa ki ortaya çıkıyor. Fark yaratmanın, yaşama fark katmanın mümkün olmadığı geri kalmış toplumlarda bilim gelişmiyor, gelişemiyor.

Başarıya odaklı değil, bilime odaklı toplumlar neler yapıyor?

Bilim ve teknolojiden söz etmişken Standford Üniversitesinde yapılan bir çalışmada ilgisiz genom bilgilerini örten yeni bir teknik üzerinde büyük başarı sağlanmış. Kopyala/yapıştır bilgiden ve laf kalabalığından uzak olarak bu teknolojiyi açıklayacak olursak; artık belirli bir hastalıkla ilgili mutasyonlar incelenirken, kişinin diğer özelliklerini belirleyen genetik veriler saklanabiliyor ve DNA analizinin artılarından faydalabiliniyor. Böylece hem kendinize hem de yardım bekleyen diğer insanlara sağlıksal açıdan büyük fayda sağlayabiliyor, onların yaşamına dokunabiliyorsunuz. Tüm bu teknolojik gelişmeler ve bilimin inşa edilmesi; kaygı durumundan uzak ve insan potansiyelinin açığa çıktığı, bu potansiyelin kullanıldığı ortamlarda meydana geliyor.

Kaygı, teknoloji ve bilim üretmeye çalışan hem toplumlar hem de insanlar için “kişiliğin”, tıpkı bir hisse senedi gibi sınanabilen ve değeri inip çıkabilen bir “varlık” olduğuna dayalı inancın; yanılgılı ve pahalı bir bedelidir. Pahalıdır, çünkü bize verilmiş vadeli yaşamı, olmayan ve olamayacak bir kişilik değeri peşinde koşuşturmak için harcatır; o yüzden pahalıdır.

Çiğdem Gül Uğural
Follow me

Çiğdem Gül Uğural

Klinik Psikolog Dr. at Çiğdem Gül Uğural
St. Clements Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans sürecim devam ederken Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu hocam ile tanıştım. Sohbetimiz sonrası; günümüzde anababaların, öğretmenlerin çocukları ve öğrencileri ‘’küçük insan’’ olarak görmelerinin Türkiye’nin en önemli konusu olarak tanımladım.
Aile ve çocuk gelişimi üzerine yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan bilimsel araştırmalarda bulundum. Bu araştırma sonuçlarını şuan St. Clements Üniversitesi'nde devam eden doktora eğitimimde; ilköğretim ve üniversite öğrencileri, öğretmenler, anababalar, iş kadınları ve iş adamlarına yönelik seminer ve atölye çalışmaları ile paylaştım.
Bilen değil, öğrenen ve gelişen insan olmak için kendi etki alanım içerisinde elimden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyorum. Okuduğunuz için teşekkür ediyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Çiğdem Gül Uğural
Follow me

Latest posts by Çiğdem Gül Uğural (see all)

Sizce Makale Nasıl?
Harika
0%
Güzel
0%
Fena Değil
0%
Olmamış
0%
Rezalet
0%
Yazar Hakkında
Çiğdem Gül Uğural
St. Clements Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans sürecim devam ederken Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu hocam ile tanıştım. Sohbetimiz sonrası; günümüzde anababaların, öğretmenlerin çocukları ve öğrencileri ‘’küçük insan’’ olarak görmelerinin Türkiye’nin en önemli konusu olarak tanımladım. Aile ve çocuk gelişimi üzerine yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan bilimsel araştırmalarda bulundum. Bu araştırma sonuçlarını şuan St. Clements Üniversitesi'nde devam eden doktora eğitimimde; ilköğretim ve üniversite öğrencileri, öğretmenler, anababalar, iş kadınları ve iş adamlarına yönelik seminer ve atölye çalışmaları ile paylaştım. Bilen değil, öğrenen ve gelişen insan olmak için kendi etki alanım içerisinde elimden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyorum. Okuduğunuz için teşekkür ediyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Bir Cevap Yazın