Sosyal Medya
Şimdi Okunuyor
İnsan İletişimi Üzerine
0

Dijital bir çağın içerisindeyiz. Lakin bu dijital çağ insan iletişimini, doğru mu etkiliyor dersiniz ? Dünyayı bir arada tutan platformlarda, insanlara doğru açılan kapılarda, kültürlerin bir arada yaşamaya çalıştığı dijital mekanlarda rahat ediyor muyuz? Ya insana dair ilişkiler ve iletişim, onlar da dijitalleşmeden nasibini alıyor mu?

İnsan ilişkileri Arz-Talep dengesinde döner. Bir insanla arkadaş, dost, sevgili, iş ortağı, hangisi olduğu fark etmeksizin, bu dengenin iki yakasından istediğinizi aldığınız için onunla berabersinizdir. İnsanlar arz ve talep arasında ki arayışı hiç bitmez. Bu bir elbise, bir aşk, veya maddi kazanım olsa da fark etmez. İnsan arar. İnsan çoğu kez ne aradığını bilmese de arar. Dünya bu konuda harika bir laboratuvardır. Arz ettiği şeyleri bulduğuna inanan insan, bu sefer de talep eder konuma geçer. Mutlu olmayı, konuşmayı, anlaşmayı, sevilmeyi, isteklerinin yerine getirilmesini ve daha bir çok psikolojik, duygusal, tensel, estetik, ve kendine dair isteklerinin tamamlanmasını bekler. Buna insanın doyum noktası denir. İnsan; zevklerini, duygularını, kısacası kendine ait olanları ne kadar zenginleştirir ise, doyum noktası da o kadar yükselir. İnsan karşısındakinden istediğini alamadığında ayrılır, iletişimin süresi karşılık alışverişin yoğunluğuna bağlıdır her zaman.

İnsan eksik bir varlıktır. Kendi eksikliklerini, başkalarının eksikleriyle karşılaştırır. Başkalarından aldıklarıyla kendini bütünleştirmeye odaklanır. Bunun adına ister menfaat, isterse doyum, ister ego deyin pek bir şey değişmez. Tanrının yarattığı en zeki canlı olduğuna inanılan insan, kusurlu bir varlıktır. Bu kusurlu varlıkların, aslında kusursuz bir noktaları vardır. Tabiatta ki bütün canlılardan daha öte olan bir nokta. Bunun adına iletişim becerisi denir. Elbette ki her canlı kendi iletişim şekillerini zamanla belirlemiştir. Lakin hiç bir canlının iletişimi insan kadar karmaşık değildir. Hele ki dijitalleşmenin olduğu dönemden itibaren, bu daha karmaşık bir hale gelmiştir. İnsan iletişiminin dijital hayattan önceki kısmına ”Eski Dünyalar”, dijitalle birlikte başlayan bu yeni hayatına ise ”Yeni Dünyalar” adını verelim.

ESKİ DÜNYALAR-YENİ DÜNYALAR

Dijtalleşmeden önce insanların iki dünyası vardı ;

  1. İç Dünyaları
  2. Dış Dünyaları

Ama şimdi bu sayı üç’e yükseldi ;

  1. İç Dünyaları
  2. Dış Dünyaları
  3. Dijital Dünyaları

İnsanın İç Dünyasında İletişim

Burası bir nevi bilinçaltıdır insanın. Evidir. Gizlemek istedikleri buradadır. Korkuları, travmaları, hüzünleri ve acıları. Bireye ait olan her şey buradadır. En kalın duvarları buradadır insanların. Pandora’nın kutusu’da diyebiliriz buraya. Her insan birey olarak doğar, sonra ailesi ile beraber olur, ve en sonunda topluma karışır. Lakin her zaman yalnız olduğunu düşünen belki de tek varlık insandır. Ve kendi yalnızlığını muhafaza etmek ister, iç dünyasını güvenlik bir sığınak veya kendinden başka kimsenin giremediği bir mağaraya dönüştürür. İnsanın iç dünyası bir evrendir aynı zamanda. Freud’da olsanız, o evrene giremeyebilirsiniz. Mesela FreudLou Andreas Salome’nin dünyasına yeterince girememiş, ve ona karşı tutkulu bir aşık haline gelmişti. Hatta bunu şöyle tarif etmişti Freud ;

” Onun yanına yaklaşan herkes, varlığının samimiyetinden ve uyumundan çok güçlü bir biçimde etkilenirdi; kadınlara özgü zaafların hiçbirinin hatta insani zaafların bile çoğunun onda bulunmadığını, yaşamı boyunca bunları aşmış olduğunu fark ederdi ” 

Oysa Freud, Psikanalizin mimarı ve en önemli uygulayıcısıydı. Lou Andreas Salome’nin zaaflarının bulunmadığına inanan Freud, onun dünyasına tam anlamıyla giremediği için onu istisna olarak görmekteydi.Üstelik sadece Freud düşmemişti bu yanılgıya. NietczheRainer Maria Rilke’de böyle düşünmekteydi. Onlar da  Lou Andreas Salome’ye tutkulu birer aşıktılar. Freud,Nietzche ve Rilke arasında ki tek fark vardı, bunlardan sadece Rilke bu zeki kadınla beraber olabilmişti. Yani Arz-Talep arasında ki dengeyi Rilke başarabilmişti, Lou Salome‘nin büyük aşkına sahip olabilmişti (Bunda Rilke’nin, Lou Salome’den daha gizemli ve bilinçaltının daha dışa kapalı bir hali olduğunu kabul edelim).

İnsanın bilinçaltında, insana ait bütün gerçekler barınır. Karşınızda ki insanları tanımanın yegane yolu ise iç dünyasına yolculuktur, tabi karşınızda ki insan buna izin verdiği sürece. Mesela çok zengin bir adamın, aslında kendisine ait yoksulluk hikayesi olduğunu ancak burada öğrenebilirsiniz. Yada dünyanın en baskın kadınının aslında bir Kerime Nadir romanına benzeyen yaşamını burada keşfedebilirsiniz.

İnsanın Dış Dünyasında İletişim

İnsanın olmak istediği veya olmak zorunda olduğu yerdir. Çünkü kendine benzeyen diğerleri ile birlikte yaşar. Sokaklar, caddeler, iş yerleri, evinin kendisi bile insanın dış dünyasıdır. Burası yalanın en çok söylendiği, gerçekliğin ise en minimal seviyede tutulduğu yerdir. Burada bir insanı yeterince tanıyamazsınız. İnsan aldatıcı, aynı zamanda aldanmaya müsait bir varlıktır. Mesela her insan kendine yalan söylemeyecek başka bir insanı ister. Lakin her insan yalan söyler. İster beyaz, ister pembe, isterse anı kurtarmak için olsun fark etmez. İnsan çoğu kez yalana da inanmak ister, bu da gerçekliğin kendisine acı gelebileceğini ve kendisini zedeleyebileceğini düşünmesindendir.. Aynı zamanda burası insanların maske taktığı yerlerdir. Kimse size kolay kolay size katil veya şizofren olduğunu söylemez. Burada yapacağınız insana dair keşifler sadece tahminden ibaret kalır. Bütün geleneksel pazarlama stratejileri, ideolojiler, sanatsal yapıtlar bile bu dünyanın üzerine kurulmuştur.

İnsanın Dijital Dünyasında İletişim

Burası diğer iki dünyadan daha karmaşıktır. Dijitalleşmeye ayak uydurabildiğimizi, veya dijital kimliğimizi şu an için oluşturabildiğimizi sanmıyorum. Bunun nedeni ise insanların network ağları ile, gerçek hayatta ki insanlarla kurdukları ağların birbirlerinden farklı olması veya birbirlerine çok benzemesi olarak görüyorum. Bir başka nedeni ise, insanın gerçek hayatta ki sosyallik veya asosyalik durumunun, dijitalde farklı olarak gösterme çabasına bağlıyorum. Bunu deneysel bir yolla, kendi üzerimde denedim. Facebook üzerinde toplam da 666 kişi listem de bulunmakta. Bunların bir çoğu fotoğrafçı yönümden ve kendime ait düşüncelerimi destekleyenlerden oluşmakta. 666 kişinin yarısından fazlası beni dışarıda görmekte, dış dünyamın içerisinde dolanmakta. Her fotoğraf albümü yayımladığımda bu sayı yükselmekte ve yeni insanlar gelmekte dijital dünyama. Lakin paradoks burada başlıyor ;

  • 666 kişinin hepsi dijital bir kimlik.
  • 300 ve üstü beni isim olarak veya göz aşinalığı olarak bilmekte.
  • 300 civarı ile en az bir kere aynı ortam da bulunduk.
  • Lakin sadece yüzde %15 civarı benimle selamlaşmak da veya konuşmakta.
  • 666 kişinin %90’nı aynı düşüncelere,aynı zevklere,aynı hayat standartlarına sahip.

Paradoksu biraz daha açalım ;

  • 666 kişinin yüzde %90 birbirini tanımakta ve birbirleri ile dijitalde arkadaşlar.
  • 666 kişinin yüzde %90 dış dünyada, aynı mekanlara gitmekte.
  • 666 kişinin yüzde %90 iletişim konusunda çekingen.

Bu Paradoksların Bir Sonucu Var Tabi Ki

Hayatına çok fazla insan alan, çıkaran ve bunu bir sirkülasyon haline çeviren biri olarak bu durum bana genel ülke tablosunu şu şekilde veriyor ;

  • İletişim özürlü bir toplumuz.
  • Güven ve öz güven konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz.
  • Yeni insanları çok zor kabul ediyoruz.
  • Kendimizi açmak veya kendimizi anlatmak konusunda sıkıntılarımız en üst noktada.
  • Hepimiz en az bir travma sahibiyiz.
  • Birbirimizle acılarımızı yarıştırmaya bayılıyoruz.
  • İkili ilişkilerde başarısız bir haldeyiz.
  • Romantizm isterken, melodram hayatları yaşıyoruz.
  • Maske takmak, kendimizi korumakla eş anlamlı halde oluyor.
  • Zıt düşüncelerin çarpışmasını beceremiyoruz.
  • Kendimizin hükmedebileceği veya kendimize en çok benzeyene duygusal yakınlık duyma ihtimalimiz en yüksek seviyede.
  • Yalnızlık hala en büyük sığınak, herkes mağarasında mutlu olduğunu düşünüyor.
  • Korkular, tabular, baskılar, genel ahlak yasaları hala insanı şekillendirmekte.
  • Deneysellik, bilimsel bakış çok uzak bir ihtimal iletişimde.
  • Pozitif düşünceye sahip insan sayısı azınlıkta.
  • Küfür hala dilde ki en büyük hazine olarak görülmekte.
  • Cinsiyet ayrımı üst noktada.
  • Kadın-Erkek birbirlerine nasıl yaklaşacağını hala bilmiyor.
  • İnsanlar travmalarını bastırarak, güçlü olduğunu zannediyor.
  • Her insanın dünyasında yaşattığı bir karşıtı vardır, lakin bunu bastırmak insanların kolayına geliyor.
  • İntihar, emeklilik hayali, ege’ye veya yurtdışına yerleşme, özgürlük, orta sınıf hayalciliği gibi kavramlar ortalama her insanın içinden geçiyor.
  • Doğanın eşitsiz gelişim yasası, en çok insanlar için geçerli halde.
  • Aile’den alınan eğitim, ilk ve son eğitim olabiliyor. Ve ne yazık ki bu doğru eğitim olmayabiliyor.
  • Statü kaygısı, statü yarıştırma hali, maddi üstünlük iletişimi engeller halde.
  • İnsanların birbirlerine tahammül sınırı en alt seviyede.
  • İnsanların iletişimini engelleyen şeyler her gün çoğalmakta (Taraftarlık,Siyasal Düşünceler,Ahlaki yaklaşımlar,İnanışlar,etnik ayrımlar vs.)
  • İletişimi bir tiyatro edasıyla yapıyor, ama kötü bir figürasyonla oynamaya çalışıyoruz.

PEKİ NASIL BİR İLETİŞİM ?

Bunun net bir cevabı olabildiğini düşünmüyorum,ancak ipuçlarını beraber arayalım istiyorum. İnsanların evrim süreçleri devam ediyor. Gelişimleri veya gerilemeleri devam ediyor. Diyalektik bir süreçtir hayat. Tarih ileriye doğru gider, insanlar ise tarihle birlikte yürür. Şu kişisel gelişim kitapları, yaşam koçları gibi zırvaları çöpe atmakla başlayabiliriz mesela. Çünkü iletişimin ne demek olduğu ile ilgilenen üç dal vardır;

  • Psikoloji (Birey yapısı)
  • Felsefe  (Düşünce ve Mantık)
  • Sosyoloji (Toplum analizi)

İnsanlar her şeyden etkilenebilen canlılardır. İyi veya kötü her şey onlara şekil verebilir. Bireyin dinamikleri, toplumun dinamiğini etkiler. Buna kelebek etkisi diyebiliriz. Dünya düzenlerini veya ülke düzenlerini etkileyenlerin birer bireyden ve onların etkilendiği ideolojilerden ibaret olduklarını unutmayalım. Ülkelerin yönetiliş şekillerinin veya refah seviyelerinin de insanların psikolojisi ve gelişimi konusunda ciddi etkileri olduğunu da ekleyelim.

İşin kişisel tarafına geldiğimizde ise durum daha karışık. Bir tarafı kendi yalnızlığını isterken, diğer tarafta ise yalnızlığın en büyük korkusu olduğunu bilmekte. Bu paradoks  sadece insana ait bir durum. Doğada yalnız kaldığı için deliren bir canlı yoktur. Doğada ki iletişim ve hiyerarşi, insanlar arasında ki iletişim ve hiyerarşiden farklıdır. Doğanın besin zincirinin, insanın besin zincirinden farklı olması gibi.

Aynı zamanda doğada maskesi olan bir canlı yoktur sanırım. Bir bukelamun’nun, başka bir bukelamuna yalan söylediğini düşünmüyorum. Bir zebra ile aslan arasında statü farkı maddiyata dayanmaz. Doğada ki bütün iletişim şekilleri düzdür. İnsanlar arasında ise bazen diyagonal, bazen de karmaşıktır. Lakin doğada ki ve insanda ki iletişim tek bir noktada birbirine benzer, bununda adına ;

‘’ Arz-Talep dengesi ‘’ denir. Dünya üzerinde ki her değişim, her devrim veya her ilerleme bu denge üzerine kuruludur.

Modern Felsefe ve Sosyolojinin savunucusu olan Zygmunt Bauman değişen ve dijitalleşen insan ilişkileri için şöyle söyler ;

‘’ Bir Facebook bağımlısının, bir günde 500 arkadaşı olabilir. Ama benim 86 yıllık hayatımda 500 arkadaşım hiç olmadı. Benim arkadaş kavramımla, onun arkadaş kavramı arasında farklılar olduğu ortada. Benim gençlik zamanımda iletişim ağı diye bir kavram yoktu. Beşeri ilişkiler ve topluluk gibi kavramlar vardı. Topluluk ve iletişim ağı arasındaki fark nedir? Topluluk sizden önce gelir, siz topluluğun içinde doğarsınız. Diğer tarafta ise iletişim ağı var. İletişim ağı nedir? Topluluğun aksine iletişim ağı iki şekilde oluşturulur;

 

  1. Connect : Bağlanma
  2. Disconnet : Bağlantıyı kesme

Bu yeni arkadaşlık ve iletişim türünün ilgi çekici yanı bu bence. Arkadaş edinmek veya arkadaşlıktan çıkarmak çok kolay. Çevirim içi arkadaşlığın olmadığını, çevirim içi paylaşımın olmadığını düşünün. Onun yerine çevirim dışı arkadaşlığını koyun. Yüz yüze, beden bedene, göz göze. Gerçek bir bağlantı olduğunu düşünün. Gerçek bağlantılarda ayrılmak, ve bağlantıyı koparmak travmatik bir durumdur. Bahaneler bulmanız, kendinizi açıklamanız ve hatta yalan söylemeniz gerekir. Tüm bunları yaptıktan sonra bile kendinizi güvende hissedemezsiniz. Çünkü arkadaşınız bunu yapmaya hakkınız olmadığını ve sizin ona hak ettiği gibi davranmadığını söyleyecektir. Bunu yapmak oldukça zordur, fakat internette bunu tek bir tuşa basarak yapabilirsiniz. Sil tuşuna basarsınız, işte bu kadar kolay. 500 yerine,499 arkadaşınız olacaktır. Yalnız bu geçici bir rahatsızlıktır, çünkü yarın tahminen yine 500 kişi ile arkadaş olacaksınız. Bu beşeri bağları yıkmaktır. ‘’

Zygmunt Bauman’nın söyledikleri bize bugün ki durumla ilgili ipuçları vermektedir ;

  • Beşeri ilişkileri sonlandırmak, veya beşeri ilişkilerden çıkmak insanlar arasında ki iletişimi öldürmekte, ve bireyin psikolojisini ciddi anlamda etkilemektedir.
  • Basit, sahte veya yüzeysel dijital dünya arkadaşlıkları, gerçek anlamlı arkadaşlıkların önüne geçmektedir.
  • İnsanlar arasında birleşim ve ayrılık gibi ifadeler dijitalle birlikte travmatik bir durum olmaktan çıksa da, yalancı bir iletişimin kapısını açmaktadır.
  • Network ağları aldatıcı olduğu kadar, sizin beşeri ilişkilerinizin deki başarı ve başarısızlığınızı gösterir.

Doğru iletişim konusuna dönecek olursak, bir pencere daha açmak gerekiyor. Buraya şu sözü yazarak başlayalım ;

‘’ İletişiminiz kadarsınız. ‘’

Bu doğru bir parola. İnsanlar ister beşeri, ister dijital yaşamda oldukları fark etmeksizin, bu sözün gerçekliği kadar iletişimde başarılı olur. Bunun altını biraz da maddeler ile dolduralım ;

  • Beşeri ilişkiler, iletişimin hala olmazsa olmazı. İnsanın bütün ilişkilerini arz-talep dengesi belirler.
  • En etkili iletişim yolu hala konuşmaktır.
  • İnsan birey olarak kendini ifade edebilmek ve karşısındakinin de kendini ifade edebileceği ilişki ağını kurmak zorundadır.
  • Dijital dünya-İç Dünya-Dış dünya bir denge üzerinde kurulu olmalıdır. Birinin fazlası, diğerinden izole olmak anlamına gelir.
  • Doğanın eşitsiz gelişim yasası olsa da, insanlar arasında ki iletişimin formülü hale eşitliktir.
  • Güven isterken, güven vermek gerekir.
  • İnsanlar kendilerini dinleyecek ve anlayacak insanları arar. Dinlemek ve anlamak iyi iletişimin anahtarlarından biridir.
  • İdeal diye bir şey, doğru diye bir kesinlik ifadesi yoktur. İnsanın bunun yerine bir çok duygu,mantık ve ifade ile karar verir.
  • Gülmek her insanı mutlu eder.
  • Medeni cesaret, yeni insanları hayatınıza katabilmektir.
  • İnsanlar ağlamak veya hüzünlenmekte ister. Lakin bunu birinin yanında yapmaktan çekinmediğinde iletişimi başarılıdır.
  • Statüler tamamen yaftadan ibarettir. Statü arkadaşlığı sahtedir.
  • ‘’İnsan yalnızca kendini insan’da tanır ‘’ der Goethe. Kendini tanımak için, başkasını tanımak şarttır.
  • İnsan deneyimle gelişir, deneyimle kendi isteklerinin ne olduğuna karar verir.

Elbette ki bu maddeler çoğaltılabilir, konu genişletilebilir. Ama insan bir varlıktır, hem de yaşadığı sürece hayata tutunmak zorunda olan bir varlık. Ve onu hayatta tutan tek şey, başka insanlarla kurduğu iletişimdir. İnsanoğlu dünya üzerinde var olduğu sürece de, bu durum hiç değişmeyecektir.

 

 

 

 

 

Emrah Sarıgöl

Emrah Sarıgöl

1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çokfirmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.
Emrah Sarıgöl
Sizce Makale Nasıl?
Harika
0%
Güzel
0%
Fena Değil
0%
Olmamış
0%
Rezalet
0%
Yazar Hakkında
Emrah Sarıgöl
1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çok firmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.

Bir Cevap Yazın