Sosyal Medya
Şimdi Okunuyor
Bir Sosyal Medya Uzmanının İş Görüşmesinden Enteresan Kesitler
Popüler
0

Hayatınızı devam ettirmek zorundasınız. Hayatınızı geçindirmek, nefes almanız demektir. Bunun içinde gününüzün yarısından fazlasını çalışarak geçirirsiniz. Yeri gelir fazla mesai ve uykusuz geceler geçirirsiniz. Emek verirsiniz, emeğiniz kafa emeğidir. Bu yüzden beyaz yakalısınız. Her an yeni fikirler üretmek zorunda olan, kafanızın içerisinde her an fikir bulunması gerekenlersiniz. Sosyal medya uzmanı olmak böyle bir şeydir

Günü gelir işsiz kalırsınız. İlanlara bakarsınız, baktıkça gülersiniz. Çünkü bu ülkede ki yöneticiler, insan kaynakları hala ne istediklerini bilmezler. Cio, eso yazarken, bir türlü seo yazmayı öğrenemezler. Bir çok program veya tool’un sadece adını bilir, ne işe yaradıklarını hiç bilmezler. Rakip firması bunları arıyorsa, kendilerinin de aynısını isteme hakkına sahip olduğunu düşünürler. Öyle ki neredeyse doçent kıvamında sosyal medya uzmanı ararlar. Kendileri tek kelime ingilizce bilmezken, sosyal medya uzmanlarının oxford ve cambridge seviyesine ingilizce bilmesini isterler. Oysa bu iş için ne üniversite diplomasına, ne de bu derece bir ingilizce seviyesine ihtiyaç var. İhtiyacınız olan tek şey her an çalışan bir beyin, sunum ve ikna kabiliyeti ve insanların ne istediğini bilmek konusunda yetkinlik. İnsanlar içerisinde yaşıyorsanız, bunlar zaten çok küçükken edineceğiniz deneyimlerdir. Yöneticilerin çoğu, kendi koltuklarını sağlama almak derdindedir. Bunun içinde kendisinden daha yetkin insanları, altında çalıştırmaya bayılırlar. Onların egolarını tatmin etmenizi, isteklerini fazlasıyla karşılamanızı isterler. Bu bir döngüdür. Bu döngünün en başında bulunan patron böyle ister çünkü. Bir de durmadan deneyim ararlar. Lakin deneyim çalışarak edinilir. Çalışmadan edinilen bir deneyim, sadece anne karnında öğrendiklerinizden ibarettir. Bu yöneticilerin sizden istedikleri bu kadarla sınırlı değildir. Sizi bir süper kahraman, bir kurtarıcı olarak görürler. Onlara göre siz bir firmayı veya kurumu bütün yanlışlarına rağmen zirveye taşıyabilirsiniz. Harika projeler yaratabilir, ve üstelik bunu küçük bütçeler veya küçük maaşlar karşılığında yapabilirsiniz. Üstelik sizden öyle şeyler isterler ki, şaşar kalırsınız.

Son bir yıldır en büyük hobim iş görüşmelerine gitmek oldu. Bu konuda bir profesyonel oldum diyebilirim. İş görüşmelerinde benden istenen bazı özellikleri şöyle sıralamam gerekirse ;

  • Fotoğraf çekmek
  • Video çekimi ve montaj
  • Veri girişi elemanlığı (e-ticaret anlamında değil)
  • Grafikerlik
  • Muhasebe bilgisi
  • Web Tasarım
  • Web Programlama (Ajax,php vs.)
  • Numune Modelliği

Şaka gibi değil mi ?

Yöneticiler Cin Fikirli Olmayı Bıraksa da, Biz de İşimize Baksak

En son iki iş görüşmemden bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri bir e-ticaret sitesi. Site şahsına münhasır ve kendi alanında hizmet vermekte. Öyle kurumsal filan değil. Tam bir saatlik uzun bir görüşme yaptık kendileriyle. Bir saat boyunca bütün yapılması gerekenleri, site düzenlemelerini, imaj çalışmalarını, reklam politika ve stratejilerinin nasıl olması gerektiğini anlattım.

Bir saat süren görüşmenin sonunda sevgili şirket sahibi yönetici, bana bütün ürünlerin fotoğraflanması gerektiğini, bunu da ilk meslek alanım olması açısından benim yapmam gerektiğini söyledi. Oysa ürünleri zordu, ve çekimi ciddi profesyonellik gerektiren ürünlerdi. Üstelik ekipmanı yetersizdi.

Yöneticiler kendilerini cin sanan insanlardır. Canınızı istemediklerine şükredin. Ben yöneticiye bu işin böyle olmayacağını anlatmaktan yorulduğumu anladım. Yönetici ise gider politikasını nasıl minimalize tutacağının derdindeydi.

Yöneticilerin temel bir yanılgısı vardır. Yatırım ve gelişim için bütçeler minimalize tutulmalıdır yanılgısına hemen hemen hepsi sahiptir. Oysa yatırım ve gelişim amaçlı bütçe ayrımı, satışları yükseltir, imajınızı güçlendirir. Bir yöneticiye bunu anlatmak, bir deveye hendek atlatmak kadar zordur.

Sadece bu da değildi. Sevgili yönetici siteye ait bütün ürün bilgilerini, ve seo çalışmalarını başımda oturarak yapmak istiyordu. Ne oluyordu? Beni ilkokul çağlarıma döndürmek veya kontrol manyaklığından öte neydi bu?
Birinci iş görüşmesini sonlandırmam, ve sevgili patron-yönetici karışımı bu cin fikirli adamı terk etmem gerektiğini anlayarak, çantamı sırtıma takıp oradan koşar adım uzaklaştım.

İkinci iş görüşmesi ise daha ilginçti. Bu sefer karşımda kurumsal firma olmaya daha yakın, üstelik devlet kurumlarıyla çalışan bir firma vardı. Bu seferki görüşme süresi 1 saat 20 dakikaydı. Belediyeler ile çalışan bu güzide firma, belediyelere yazılımlar satmaktaydı. Şimdi ise daha fazla iş almak için, kendilerine bir talep gelmişti belediyeden. Talebi şuydu belediyenin;

” Belediyenin ve belediye başkanının sosyal medya hesaplarının yönetimi ”

Benim için güzel bir fırsattı. Lakin bir başka sorunla karşı karşıya kalmıştım. Karşımdaki yöneticiler kesin olarak sosyal medya ve sosyal medya yönetimi hakkında hiç bir bilgiye sahip değillerdi. Bir saat yirmi dakika boyunca cvmi önlerine alıp, bana yüze yakın soru yönelttiler. Bende bir sosyal medya uzmanı olarak onların bu yüz sorusuna karşı verilebilecek en mantıklı cevapları verdim.

Sayın yöneticilere belediye ve başkanının sosyal medya yönetiminin nasıl olması gerektiğini, bunun için yapılması gereken çalışmaları, online itibar yönetimini, ve kriz yönetimine kadar her şeyi detaylıca anlattım. Hatta bir ara bunun biraz da siyasal bir iş olduğunu, buna alışıp alışamayacağımı sorduklarında şu cevabı verdim;

” Bir sosyal medyacı’nın siyasal görüşü ne olursa olsun, işi gereği her türlü hesabı yönetirken farklı bir yapıda düşünmesi gerekir”

Her şeyi anlatırken arada saçma istekleri de yok değildi. Mesela bir kaç örnek vereyim;

” Belediye başkanı bir çöp konteynerının önünde fotoğraf çektirirse, oradan çöp konteynerını alabilir miyiz? ”

Yada ;

” 2D veya 3D animasyon yapabilir misin?”

Bu soruların hepsi ekstra masraflardan kaçma sorularıydı. Ama karşılarında iş görüşmelerinde uzmanlaşmış, her soruya net cevap veren biri vardı. Bu sorulara cevabım şu oldu;

” Fotoğrafları manipüle etmek yerine, gidip fotoğrafçıya fotoğrafı nasıl çekmesini öğretebilirim. Ve eğer 3D animasyon yapabilseydim karşınızda oturmazdım ”

Sadece bununla da bitmiyordu istekleri. Daha absürd ne isteyebilirler diye düşünürken, en absürd istekleri sırayla geliyordu sahneye;

” Belediye başkanı bazı etkinliklere katılmaz, bu katılmadığı etkinliklerde, onu oradaymış gibi gösterebilir miyiz? ”

Buna da verilecek bir cevabım vardı;

” Başkanın itibarını zedelemek istiyorsanız, neden olmasın. Çünkü onun orada olmadığını bilen birileri her zaman sosyal medyada olacaktır

Orada sevgili yöneticinin aklına ilk mesleğimin verdiği avantajı kullanmak geldi. Ve şöyle bir teklifte bulundu diğer yöneticiye ;

” Belediye ile konuşup, fotoğraf işlerini de mi alsak? ”

Yok artık diyesim geldi. İçimden gelse de, dışımdan belli etmemek için çok kıvrandım. Sen çok yaşa sevgili yönetici, en zeki sensin. İş yükünü çoğaltınca, verimi nasıl alacaksın acaba ?

Konuşmanın geri kalanında ise sosyal medya uzmanının reklam ve sayfa yönetmekten daha çok, itibar yönettiğini anlatmakla geçirdim. Yeri geldiğinde sosyal medyanın bir ekip işi olacağını, yeri geldiğinde sosyal medyanın bir propaganda aracı olacağını anlatıp durdum. Arada ki ufak tefek soruları anlatarak konuyu uzatmak istemiyorum

Bir de sevgili yöneticilerimiz, bu kadar ağır bir sorumluluğu bana yarı-zamanlı olarak teklif ettiler. Ortalama 3 belediye ve kendi şirketlerinin bütün hesaplarının yönetimini hemde. Bende bu kadar büyük bir sorumluluğun, tam zamanlı yönetimle ancak mümkün olacağını anlattım.

1 saat 20 dakikanın sonunda ise ikinci bir görüşme için davet edilebileceğimi öğrendim. Bu demekti ki, bir de bu işi patrona anlatacaktım. Tabi eğer çağrılırsam.

Sosyal Medya Uzmanı Olarak Yöneticilere Tavsiyemiz

Bu ülkenin bir hastalığı vardır. O da şudur;

” Proje alanlar, projeyi aldıktan sonra işi yapacak adamı ararlar. ”

Oysa olması gereken şudur;

” Bir proje yapılacaksa, proje konunun uzmanları tarafından planlanmalı, proje alınmadan önce uzmanların kim olacağı belirlenmelidir. ”

Yöneticilerimizin bu cin fikirli, kıvrak ve aymaz halleri karşısında çoğu kez pes diyesim gelmiyor değil. Yine de bir umut diye gidiyorum her iş görüşmesine. Belki bu sefer beni anlarlar diye.

Çünkü sevgili yöneticilerimiz sosyal medya uzmanlarını birer ”süper kahraman” olarak görüyor, ”her işi yaparsın sen” diye maliyet düşürme peşinden gidiyorlar. Oysa sosyal medya uzmanı kesin olarak kendi konusunda hakim olmak ve motivasyonunu buna göre ayarlamak zorundadır. Birden fazla verilen işler, sosyal medya uzmanının dağınık çalışmasına yol açar.

Sevgili cin fikirli yöneticilerimize tavsiyemiz şudur ki;

Bizler de insanız, makine değiliz. İşimizi en iyi şekilde yapmakla, ve profesyonellikle hareket etmek zorundayız. Sizin ağır olarak görmediğiniz, ama bize göre zaten ağır olan iş yükümüzü daha da  arttırmanıza gerek yok.

Ve unutmayın ki;

Sizin itibarınız da, marka bilinirliğiniz de, reklamlarınız ve sitenizin konumuda bizim parmaklarımızın ucunda.

Emrah Sarıgöl

Emrah Sarıgöl

1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çokfirmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.
Emrah Sarıgöl
Sizce Makale Nasıl?
Harika
100%
Güzel
0%
Fena Değil
0%
Olmamış
0%
Rezalet
0%
Yazar Hakkında
Emrah Sarıgöl
1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çok firmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.

Bir Cevap Yazın