Dijital Pazarlama
Şimdi Okunuyor
Anlatmanın En İyi Yolu: Yazmak
Guru
0

Yazmak ciddi bir iştir, şakaya gelmez. Bir yaratım sürecidir. Bir eylemdir. Bir varoluştur. Bir yaratım, bir dışavurumdur. Bazen içsel bir yolculuk, bazen bir manifesto, bazen dünyayı yerinden oynatan kaldıraçtır. Yazarın beslenme kalitesine göre besleyicidir. Kurgu kurmaktır yazmak, bir iskeleti yaratmak, onu bedene çevirmek ve ona ruh üflemektir.

Kendimi bildim bileli yazıyorum (20 yıldır). Amatör halde ki okul defterlerinden, okul gazetelerine, yarı-amatör fanzinlere, oradan e-dergi formatlarına, online platformlara, forumlara, gazete ve dergilere kadar her alanda yazdım. Bazen mahlas arkasına gizlendim, bazen de altına adımı ve imzamı atarak buradayım dedim.

Ben hep tüketmek için yazdım. Yazmazsam delirirdim, delirirsem çekilmez adamın teki olurdum. Yazarken kendimi sansürlemedim mesela, sansürlemeye çalışanlara ”müsaadenizle” dedim. Fikrim vardı söyledim, eleştirmem lazımdı eleştirdim. Yazmayı öğrenene kadar TDK’ya inat bir tutum takındım. İmla denilen kavramın canına okudum, imla hataları konusunda çoğu kez dalga geçildim. Ama bir farkım vardı. Yazdıklarıma geri dönüş aldıkça bunu fark ettim. İmla hatalarıma rağmen, insanlar beni seviyordu. Ve tepkileri hep aynıydı;

”Bize ne anlattığını anlayabiliyoruz.”

İşte dünyanın en büyük başarısı bu’dur bence. Kitabınızın olmasından bile daha değerli.

YAZMAK İÇİN ADIM ATMAK GEREKİR

Herkes yazabilir. Kimse ben yazamam diyemez. İnsan nereden besleniyorsa, ve nereyi kendi beslenme damarı olarak görüyorsa, yazacağı şeyde oralardan izler taşır. İlk yazdıklarımı hatırlıyorum. Sonra ilk paylaştıklarımı (şimdi okudukça gülüyorum). Lise yıllarında kimya derslerim, yazdığım veya sevdiğim şair ve yazarların eserlerini, sınıf ortasında okumakla geçti. Ama sadece sınıf ortasında okumuyordum. Okumak benim için bir tutku haliydi. Hala da en ufak bir eksilme yaşamadan devam ediyor. Çok geniş bir skala’da okuma yapan biriyim. Nazım Hikmet’ten, Goethe’ye, Sohrab Sepeheri’den, Nebi’ye kadar herkese açtım beynimin kapılarını. Her yazar, her şair, her filozof, her sosyolog, her düşünür bir şeyler bıraktı bana. Bu sonsuz bir hazine demekti. Parayla satın alınmayan, metalaştırılamayan, sadece istekle edinilen bir hazine. Süleymanın hazinelerinden bile daha değerli.

İyi yazmak,iyi anlatmaktır. İyi anlatımın temel kuralıdır ;

İyi beslenmek”

İnsan’nın yazma eylemini iki şey tetikler;

  • Kişisel biriktirmeleri (Okudukları, dinledikleri, keşfettikleri)
  • Yaşadığı deneyimler

Bu ikisine sahipseniz yazmak için bir nedeniniz vardır. Devamı sizin inatçılığınıza bağlıdır. Yazma deneyimi bir kere’de elde edilmez, genlerde yoktur. Beceridir, ama zamanla elde edilir. O yüzden sürekli yazmanız, yazmaya her an hazır olmanız gerekir. Bir kere sırt dönerseniz, kelimelerde size sırt dönmeye hazır olarak beklemektedir.

YAZMAK İÇİN İLHAM BEKLENMEZ

Büyük bir yanılgıdır, yazmak için ilham beklenmez. Yazmak bir süreçtir ve sancılı bir süreçtir. Aklına yazmak için bir konu geldiğinde belli süreçler yaşarsın ;

  • Araştırmak
  • Üzerine düşünmek
  • Kendini beslemek
  • Kurgu oluşturmak
  • Yazının karakterini yaratmak
  • Taslaklar hazırlamak

Bundan sonra ancak yazmaya hazırsındır. İster gece yaz, ister gündüz. İster kalabalıkta yaz, ister yalnız.  Orası kendini nasıl motive edeceğin ile ilgilidir.

Bir bulmaca gibidir yazmak. Bütün parçalar birbiri ile uyumlu olduğu zaman, ve bütün parçalar birbirini tamamladığı zaman yazmış olursun. Bu saatler, günler, haftalar sürebilir. Ama en iyisini ortaya çıkarmak istersin, yazmak kendini tatmin etmenin bir yoludur. Eğer kendini tatmin edemiyorsan, seni okuyan insanı da tatmin edemezsin.

METİN KABIZLIĞI, ÜRETİM KABIZLIĞIDIR

Şimdi işin birazda reklam tarafına olan kısmına bakalım. İyi bir reklam ve pazarlama metni nasıl ortaya çıkabilir ? Bu işin okulları var, bu işin basılmış onlarca kitabı var, bu işin onlarca yayınlanmış videosu var. İsterseniz bu yolların hepsinden bir sonuca ulaşabilirsiniz, ama bu sonuç sadece başkalarının çıkarımları olacaktır. Ben ise bu çıkarımları bir tarafa bırakmanızı, ve sizin ne yapacağınızı merak ediyorum.

Ben bu soruya kendi çapımda, kendi cevabımı vereceğim, ama soruyu önce kendime sorayım;

”Sevgili yarı-profesyonel, tam zamanlı amatör yazar, sen iyi bir reklam ve pazarlama metnini nasıl ortaya çıkarırsın?”

Benim açımdan bunun birkaç yolu var ;

  • Yaratıcılığını özgür bırak
  • Fikri benimse
  • Pazarlayacağın ürünü veya hizmeti öğren
  • Kendini tüketici olarak sorgula
  • Kısa cümleler kur
  • Ajitasyon yapma
  • Baskı kurma
  • Dikkat çek
  • Samimiyet yarat

BİZE HİKAYENİ ANLAT

Her şeyin ve herkesin bir hikayesi vardır. Zaman ve zaman içinde ki gelişmeler bu hikayeyi oluşturur. Geçirdiğiniz her bir gün, aslında bir hikayedir. Ve bizler hikayelerimizi anlatmaya çalışan canlılarız. Sadece bizim değil, ürünlerinde bir hikayesi vardır. Bir fikrin ortaya çıkmasıyla başlayan, belki de yüzlerce denemenin sonucunda, istenilenin ortaya çıktığı bir hikaye.

Bir ürünü, bir markayı, bir kampanya’yı ve hatta kendini en iyi anlatabildiğin şey hikayelerdir. Ve hikayeler kurgular üzerine kurulur. Kurgusunu ne kadar sağlam kurabilirsen, hikayen o kadar inandırıcı olur. İnandırıcı olursan insanlar seni sever ve peşinden gelir.

Üzerinden yüzyıllar geçse de kimse Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’nu, William Shakespeare’in Othello’sunu, Moliere’in Cimri’sini unutmaz. Çünkü harika bir kurguya sahiplerdir. Bu eserler hala tiyatrolarda en fazla sergilenen eserlerdir. Belki de binlerce defa farklı ekiplerle oynanmış, sayısız dile çevrilmiş bu eserler, sağlam kurguları sayesinde bugün birer başyapıttırlar.

Peki bir hikaye’de ne olmalı ?

  • Olay örgüsü
  • Neden- Sonuç ilişkisi
  • Çekicilik
  • Hayattan bir şeyler sunma
  • Gerçeklik
  • İnsan
  • Farklılık
  • Üslup
  • Anlaşılırlık
  • Özgünlük

İyi hikaye, iyi kurgu, iyi bir satış yöntemidir aynı zamanda. Markaların ürünleri ile birlikte sattıkları şey aslında hikayeleridir.

Reklamcılık aslında  dünyanın eski mesleklerinden biridir. Antik yunan döneminden, Babil uygarlığına, Mısır Uygarlığından, Roma dönemine, Osmanlı’ya  kadar izleri görülür. İlk reklamlar sokak tellaları tarafından yapılırdı mesela.Bu tellallar satıcının reklamlarını yapar, insanların bir araya gelmelerini sağlardı. Bunu yaparlarken, genelde bir hikaye yaratır ve anlatırlardı. Bu iş 15.yüzyıl İngiltere’sine kadar tellallar sayesinde ilerledi. Sonra elle yazılan ilanlar, ardından matbaanın bulunuşu derken bugünlere kadar gelindi. Ama hiç bir zaman hikaye olmadan, ürün pazarlanmadı. İşte hikaye anlatmak bu kadar önemli.

MARKANIN BİR HİKAYESİ VAR MI ?

İnsanlar satın aldığı hizmet veya ürünün hikayesi kadar markanın da hikayesini merak eder. Bir marka nasıl doğmuştur, nasıl var olmuştur, hangi yolları geçmiştir ?

İşte burada devreye biz gireririz. İnsanlar artık markaların hikayelerini, en az markanın yeni çıkaracakları ürünler kadar merak ediyor hale geldiler. Ve hatta her ürünün hikayesini bilmek istiyorlar. Bu hem satış psikolojisinde, hem de iş bağlantılarında giderek önemli bir hal alıyor.

Marka hikayeleri neler anlatır ?

Bunun da bir çözümlemesini yapalım ve şöyle sıralayalım ;

  • Marka tarihi bir tarihçe gibi anlatılmaz. Mutlaka estetik bir hikayesi olmalıdır.
  • Markanın özelliklerini gururla değil de, markayı var eden şeyler olarak anlatılmalıdır.
  • İthalat- ihracat rakamlarını değil de, insana dokunduğu şeylerin üzerinde durmalıdır
  • Gelecek ütopyası yaratarak, bunu insanların inanacağı şekilde sunulmalıdır.
  • Toplumsal hassasiyetlere özen gösterilerek anlatılmalıdır.
  • Topluma ve bireye yönelik faydalı işler özellikle öne çıkarılmalıdır.
  • Yalan değil gerçek, sahtelik değil gerçeklik pazarlanmalıdır.
  • Yapılamayacak sözler verilmekten kaçınmalı, insanların toplu tepkisini çekecek şeylerden uzak durulmalıdır.
  • Ülke ekonomisine katkısı anlatıldığı kadar da, toplumun en ufak birimi olan aile’ye yönelik katkıları da anlatılmalıdır.
  • Din, dil, ırk, cinsiyet gibi ayrımı yapılmamalı, şirketlerin sadece bunun üzerine bile bir stratejisi olması lazımdır. (Son H&M örneği gibi olmamalıdır)
  • Eğer sadece bir ürünün hikayesi anlatılacaksa, başrolde marka değil, ürünün kendisi olmalıdır.

GEÇMİŞ YADA GELECEK FARK ETMEZ, SEN YAZMAYA DEVAM ET

Teknolojinin gelecek boyutu ne kadar ileri düzeye erişirse erişsin, insanlığa özgü olan hikaye yaratımı ve anlatımı hep devam edecek. Hayal edilebildiği sürece, ve hayal satılabildiği sürece bu böyle olacak.

Daha bebekken hayal etmeye başlayan insanoğlu, son anına kadar hayal etmeye devam edecek. Sizin kurduğunuz hayaller, ileride anlatılabilecek hikayelere dönüşecek.

O hikayeleri şimdilik sadece sizler biliyorsunuz.

Biz de sizin o hikayelerini anlatacağınız günü bekliyoruz.

 

Emrah Sarıgöl

Emrah Sarıgöl

1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çokfirmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.
Emrah Sarıgöl
Sizce Makale Nasıl?
Harika
0%
Güzel
0%
Fena Değil
0%
Olmamış
0%
Rezalet
0%
Yazar Hakkında
Emrah Sarıgöl
1984 İstanbul doğumluyum. 10 Sene kadar bir çok firmanın Fotoğraf,E-ticaret,Pr kısımlarında görev yaptım.

Bir Cevap Yazın